Anasayfa / Günün Haberleri / Caddebostan’dan Homeros’a Ispartalı’dan Nolan’a | Salih Seçkin Sevinç

Caddebostan’dan Homeros’a Ispartalı’dan Nolan’a | Salih Seçkin Sevinç


Bu hafta birçok konu gündemime girdi. Bir yanda yeni keşfettiğim bir lezzet, diğer yanda uzun süre aklımdan çıkmayan bir film, köşe başında açılan yeni bir dükkân ya da çocukluğumdan kalan bir tatlı… Hepsi aynı haftanın içinde zihnimde yer etti.

Bu hafta not defterime birbirinden farklı ama benzer heyecanları taşıyan dört başlık düştü.

ISPARTA’NIN MEŞHUR ŞİŞ KÖFTESİ ARTIK İSTANBUL’DA DA GÜÇLÜ BİR ADRES: ISPARTALI 1937

Geçtiğimiz günlerde yolum Ispartalı 1937’ye düştü. Son yıllarda Anadolu’nun yerel mutfaklarını olduğu gibi İstanbul’a taşımaya çalışan işletmelerin sayısı artıyor. Ancak bunu gerçekten hakkıyla yapanların sayısı hâlâ çok az.
Caddebostan'dan Homeros'a Ispartalı'dan Nolan'a - Resim : 1

Antalya’dan bildiğim, Burdur ve Isparta’da da meşhur olan şiş köfte burada ilk bakışta oldukça mütevazı görünüyor. Baharat gösterisine kaçmadan, etin lezzetini öne çıkaran yapısıyla bildik tüm köftelerden farklılaşıyor. Yanına gelen tahinli sirkeli piyaz ise bu hikâyenin tamamlayıcısı. Bölgenin klasik ikilisi İstanbul’da da aynı sadelikle sunuluyor.
Caddebostan'dan Homeros'a Ispartalı'dan Nolan'a - Resim : 2

Mekânla ilgili daha ayrıntılı izlenimlerimizi ve fotoğraflarımızı Harbiyiyorum’da paylaştık. İstanbul’un sürekli değişen gastronomi haritasında not edilmesi gereken yeni duraklardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Ispartalı 1937
Adres: Merkez, İskete Sk. No:8/B, 34360 Şişli/İstanbul
Tel: 0212 8922972

CADDEBOSTAN SAHİLİNE YAKIŞAN YENİ BİR KOMŞU: FÜMECİ YUSUF CADDEBOSTAN

Bu haftanın sevindirici haberlerinden biri de Fümeci Yusuf’un Caddebostan şubesini açması oldu.

Ortaköy’deki dükkânıyla uzun yıllardır füme balık denildiğinde akla gelen isimlerden biri olan Yusuf, şimdi Anadolu Yakası’nda da sevenleriyle buluşuyor.

Caddebostan sahili zaten İstanbul’un en canlı yaşam alanlarından biri. Gün batımını izleyenler, yürüyüş yapanlar, bisiklete binenler, çimlerde oturup akşamı karşılayanlar…
Caddebostan'dan Homeros'a Ispartalı'dan Nolan'a - Resim : 3

Böyle bir noktaya kaliteli bir füme dükkânının gelmesi gerçekten güzel bir gelişme.

İçeride gösterişli bir konseptten çok ürün konuşuyor. Füme somonlar, lakerda, somon lokum, farklı füme balık çeşitleri… İsterseniz eviniz için alışveriş yapabiliyorsunuz, isterseniz hazırlanan sandviçlerden birini alıp birkaç dakika sonra Caddebostan sahilinde kendinize küçük bir yaz akşamı sofrası kurabiliyorsunuz.

Bugün İstanbul’da birçok yerde gördüğümüz somon sandviç kültürünün ilk örneklerini yıllar önce hazırlayan isimlerden biri de Yusuf’tu. O nedenle yeni şubenin yalnızca bir mağaza açılışı değil, Anadolu Yakası için güzel bir gastronomi haberi olduğunu düşünüyoruz.

Fümeci Yusuf, Caddebostan
Adres: Caddebostan, Caddebostan Plajyolu Sok. 7B, 34728 Kadıköy/İstanbul
Tel: 0538 3033604

THE ODYSSEY DÜŞÜNDÜRDÜ

Bu hafta yalnızca yemek konuşmadık.

Christopher Nolan‘ın The Odyssey uyarlamasını izledikten sonra günlerdir aklımda dolaşan bir düşünce var.

Çoğu kişi Odysseus’un yolculuğunu eve dönüş hikâyesi olarak okuyor. Oysa bana göre asıl mesele eve dönmek değil; artık aynı insan olarak dönememek.

Truva gençlikte yaşanıyor.

İnsan hayatında belki bir kez karşısına çıkan büyük savaşını, büyük hırsını, büyük zaferini o yıllarda yaşıyor. Fakat o büyük enerjiyi yalnızca öfkeye, yıkıma ve kibire harcadığında, dönüş yolu yıllarca süren bir Odysseia’ya dönüşüyor.

Belki de Homeros’un anlattığı en büyük mesele savaş değil; insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi.

Bu yüzden Odysseus’un yolculuğunu yalnızca mitolojik bir macera olarak değil, insanın kendi içine yaptığı uzun bir yolculuk olarak okumayı seviyorum.

Bu konu üzerine daha uzun yazmak istiyorum. Özellikle Jung okumaları ve kahramanın içsel dönüşümü üzerinden bakınca, Homeros’un anlattıkları bugün bile şaşırtıcı derecede güncel görünüyor.

Not: Filmi IMAX sinemada izlemedim, gayet de mutluyum.

YAZ GELİNCE AKLIMA HEP AYNI TAT GELİYOR

Yazın herkes dondurmadan bahseder.

Benim aklıma ise yıllardır başka bir tat geliyor: yaz helvası.
Caddebostan'dan Homeros'a Ispartalı'dan Nolan'a - Resim : 4

Çocukluğumdan beri yaz aylarında en sevdiğim tatlılardan biri olmuştur. Serin servis edildiğinde, yanında çay ya da sade bir kahveyle bambaşka bir keyif verir. Hafif dokusu ve ferah hissi nedeniyle sıcak günlere çok yakıştığını düşünürüm.

İlginç olan şu ki, bugün pek çok kişi yaz helvasını seviyor ama neden “yaz helvası” dendiğini, nasıl ortaya çıktığını ya da tahin helvasından hangi yönleriyle ayrıldığını bilmiyor.

Ben de son dönemde bu konunun peşine düştüm.

Önümüzdeki haftalarda yaz helvasının tarihini, üretim yöntemini, neden bu ismi aldığını ve Türkiye’deki önemli üreticilerini araştıran kapsamlı bir dosya hazırlamayı planlıyorum. Sanırım yaz bitmeden bu eski lezzeti yeniden konuşmanın tam zamanı.

Haftaya görüşmek üzere…

Odatv.com

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir