Gıda Mühendisliği Bölümleri Neden Kapanıyor?
2010’lu yılların ortasında Türkiye’de doksanı aşkın üniversitenin gıda mühendisliği bölümü vardı. İkinci öğretimleri de sayınca sayı yüz yirmiyi geçiyordu. Bu bölümler dört binden fazla öğrenciyi mezun edip gıda mühendisi unvanı veriyordu. Yeni mezunların yaklaşık iki bini iş için İstanbul’a taşınıyor ya da İstanbul’a geri dönüyordu. Bu tablo yalnızca gıda mühendisliğinin tablosu değil. Aynı film ziraat, su ürünleri, kimya mühendisliğinde ve veteriner hekimlikte de oynuyor.
Üniversiteler, hele ki mühendislik bölümleri bu hale kendiliğinden gelmedi. Mühendislik mesleğini aşındırırsanız hem mesleğin niteliği hem de çalışma koşulları yozlaşır. Aşınma meslek örgütlerini yoğun üye baskısı altına sokar. Bu kadar yeni mezunun örgütlenmesiyle de TMMOB ele geçirilebilir.
Hesabın bize düşen kısmı başka. Mesleklerin yozlaştığını gören üniversite adayı gençlerimiz bu bölümleri tercih etmemeye başladı. Bölümlerin önemli bir kısmı kapandı. Bugün çok önemli üniversitelerde, iyi akademik altyapısı olan bölümler bile kapanma riskiyle karşı karşıya.
Gıda sistemi dediğim şey uzaktaki bir mekanizma değil. Akşam tencereye neyin gireceğini belirleyen zincirin adı. O zincirin kadrosunu yetiştiren bölümler niteliksiz hale geliyor.
Ulusal Gıda Akademisi Ne Yapacak?
Tarımın simgesi, gıda güvenliğinin kalesi bir demirbaşımız duruyor: Atatürk Orman Çiftliği. Çiftliğin içindeki uygun bir yapıyı yalnızca gıda, ziraat, veterinerlik ve kimya okutan bir akademik enstitüye dönüştürelim, çiftliği de bu üniversiteye tahsis edelim.
Burası gıda akademisi sisteminin merkezi olsun, yeni nesil köy enstitüleriyle gıda akademisini birbirine bağlasın. Sonra ülke genelinde gıda, ziraat, kimya ve veterinerlik okutacak üniversiteler belirlensin. Sayıları yirmiyi geçmesin. Yirmi üniversiteyle çiftlikteki enstitü, Ulusal Gıda Akademisi çatısı altında toplansın. Bu akademiye kendi kararını kendi alacağı özerklik ve özel bütçe verilsin.
Yeni Nesil Köy Enstitüleri Tek Bir Dalda Uzmanlaşsın
Akademiye özel yetenek, gıda ve tarım alanına ara iş gücü kazandıracak yeni nesil köy enstitülerine de ihtiyacımız var. Türkiye’nin yedi bölgesinden seçilmiş illerde, her biri ayrı bir eğitim niteliğine sahip, yönetimi Ulusal Gıda Akademisine bağlı ortaöğretim kurumları. Her enstitü makine, teknoloji, tarım, hayvancılık, yazılım dallarından sadece birinde uzmanlaşsın. En iyi öğrencisini akademiye sınavsız göndersin. Öğrenci de sınavla değil, şeffaf bir mülakatla alınsın.
Şunu da açık yazayım. Bunca bölümü açtıran strateji sahibini bile memnun etmedi. AKP’nin hanesine bir iki meslek örgütü, önemli meslek örgütlerinin de birkaç şubesi yazıldı, o kadar. Karşılığında nitelikli iş gücü dinamitlendi.
Bu faturayı bu bölümleri tercih etmekten vazgeçen gençler ve dağıtılan nitelikli iş gücü ödedi. Gıda ve tarımın her kademesine nitelik kazandırmaktan, sistemin her bileşeninde radikal değişiklik yapmaktan başka bir yolumuz yok. Bunu isteyecek olan da sizsiniz.






